Çözüm Odaklı Koçluk: “Ne Olsun İstersiniz?” Sorusu
6 Ekim 2026 2026-10-06 14:30Çözüm Odaklı Koçluk: “Ne Olsun İstersiniz?” Sorusu
Çözüm odaklı koçluk, bir kişinin yaşadığı sorunu görmezden gelmeden dikkati yalnızca problemin nedenlerine değil, kişinin neyin farklı olmasını istediğine da yöneltir. Bu nedenle bazen koçluk konuşmasının yönünü değiştiren şey karmaşık bir teknik değil, basit bir soru olabilir: “Ne olsun istersiniz?”
Birisi bize yaşadığı bir güçlükten söz ettiğinde ilk merakımız çoğu zaman soruna yönelir:
“Tam olarak sorun ne?”
“Ne zamandır böyle?”
“Neden böyle oldu?”
Bu sorular bazen gerekli olabilir. Ancak konuşmanın büyük bölümünü sorunu anlamaya ayırdığımızda başka bir soru geri planda kalabilir:
“Peki bunun yerine ne olsun istersiniz?”
Bu küçük değişiklik, konuşmanın yönünü düşündüğümüzden daha fazla değiştirebilir.
Çözüm Odaklı Koçlukta Sorunu Anlamak Her Zaman Yeterli mi?
Bir problemi ayrıntılarıyla anlamanın, çözüm için gerekli olduğunu düşünebiliriz.
Oysa bir kişi neden memnun olmadığını çok iyi biliyor olabilir ama ne istediğini henüz aynı açıklıkta bilmiyor olabilir.
“İşimde çok sıkışmış hissediyorum.”
“Ekibimde iletişim iyi değil.”
“Bu şekilde devam etmek istemiyorum.”
Bunların hepsi önemli ifadeler. Fakat bize daha çok kişinin istemediği şeyi anlatırlar.
İstenmeyen Durumdan İstenen Geleceğe Geçmek
Koçluk konuşmasında merak edebileceğimiz bir sonraki nokta ise farklıdır:
“Bunun yerine ne olmasını istiyorsunuz?”
Bu soru, kişinin yalnızca uzaklaşmak istediği durumu değil, yaklaşmak istediği geleceği de düşünmeye başlamasına yardımcı olabilir. Böylece konuşmada yeni bir yön ortaya çıkar: “Neden böyle?” sorusunun yanına “Nasıl olmasını istiyorum?” sorusu da eklenir.
“Ne Olsun İstersiniz?” Sorusu Neyi Değiştirir?
Bu soru problemi yok saymaz. Yaşanan güçlüğün önemsiz olduğunu da söylemez. Yalnızca dikkati, kişinin uzaklaşmak istediği durumdan yaklaşmak istediği geleceğe doğru genişletir.
Örneğin:
“Ekibimde iletişim çok kötü.”
yerine konuşma şöyle devam edebilir:
“İletişim istediğiniz gibi olsaydı ne farklı olurdu?”
Belki cevap:
“İnsanlar sorunları daha erken dile getirirdi.”
olur.
Konuşmanın Yönünü Değiştirmek
Bu noktada konuşmanın niteliği değişmeye başlar. Artık yalnızca neyin yanlış olduğunu değil, istenen durumun nasıl göründüğünü de konuşuyoruz.
“İletişim kötü” ifadesi mevcut durumu tarif ederken, “İnsanlar sorunları daha erken dile getirirdi” ifadesi farklı bir geleceğin ilk işaretlerini görünür hale getirir. Bu ayrım, kişinin ilerlemeyi nasıl fark edebileceğini düşünmesine de yardımcı olabilir.
İstenen Geleceği Görünür Hale Getirmek
“Daha iyi olsun istiyorum” önemli bir başlangıçtır ancak oldukça geniştir.
Koçluk konuşması bu isteği biraz daha görünür hale getirebilir.
İstenen Değişimi Somutlaştıran Sorular
Örneğin şu sorular kullanılabilir:
- Daha iyi olduğunu nasıl fark ederdiniz?
- Ne farklı yapıyor olurdunuz?
- Çevrenizdeki insanlar ne fark ederdi?
- Bu değişimin başladığını gösteren ilk küçük işaret ne olurdu?
Bu tür sorular kişinin geleceğe ilişkin genel bir isteği daha somut biçimde düşünmesine yardımcı olabilir.
Çünkü “Bunu istemiyorum” ile “Bunun yerine şunu istiyorum” arasında önemli bir fark vardır. İkincisi, ilerlemenin hangi yöne doğru olabileceğini de görünür hale getirir.
Kişi istediği geleceği daha açık tarif etmeye başladığında, o geleceğe doğru gerçekleşebilecek küçük değişiklikleri fark etmek de kolaylaşabilir. Böylece konuşma yalnızca mevcut güçlüğün tarif edildiği bir alan olmaktan çıkar ve olası ilerlemenin de araştırıldığı bir alana dönüşür.
Çözüm Odaklı Koçluk Problemi Hiç Konuşmamak mı Demektir?
Hayır.
“Ne olsun istersiniz?” diye sormak, yaşanan problemi görmezden gelmek değildir. Amaç zor bir deneyimin üzerini olumlu düşüncelerle örtmek de değildir.
Fark, konuşmanın bütün enerjisini problemin nedenlerine vermemektir.
Problem ile İstenen Gelecek Arasında Denge Kurmak
Bazen kişinin nerede olduğunu anlamak gerekir. Fakat bunun yanında nereye gitmek istediğini merak etmek de konuşmaya yeni bir alan açabilir.
Çözüm odaklı yaklaşımda amaç kişiyi problem hakkında konuşmaktan uzaklaştırmak değildir. Daha çok, problemin yanında kişinin beklentilerini, tercih ettiği geleceği ve değişimin nasıl fark edilebileceğini de konuşmaya dahil etmektir.
Bu nedenle çözüm odaklı bir konuşma “Sorunu konuşmayalım” yaklaşımına dayanmaz. Sorunun, konuşmanın tek merkezi haline gelmemesine dikkat eder.
Küçük Bir Soru Nasıl Farklı Bir Konuşma Yaratabilir?
Bir sonraki konuşmanızda birisi size istemediği bir durumu anlattığında hemen çözüm önermeden önce bir an durabilirsiniz.
Ve şunu merak edebilirsiniz:
“Bunun yerine ne olsun istersiniz?”
Ardından:
“Bunun gerçekleşmeye başladığını nasıl fark ederdiniz?”
Çözüm Aramadan Önce Yönü Görmek
Bu sorular hemen bir çözüm üretmek zorunda değildir. Ancak kişinin hangi yöne ilerlemek istediğini daha açık görmesine yardımcı olabilir. İstenen durum görünür hale geldikçe, ilerlemenin küçük işaretlerini ve kişinin zaten sahip olduğu seçenekleri araştırmak için de yeni bir alan oluşabilir.
Belki de konuşmayı değiştiren şey daha iyi bir çözüm bulmak değil, dikkati farklı bir yere yönelten daha iyi bir meraktır.
Çünkü bazen ilerlemek için sorunu biraz daha ayrıntılı tarif etmekten önce, gitmek istediğimiz yeri görebilmeye ihtiyacımız vardır.